Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cemaate yönelik “paralel yapı” suçlaması sonrası yapılan operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Devam edeceğe de benziyor. Bu operasyonların temelinde cemaatin, iktidardan aldığı imkân ve nüfusu kullanarak ve bu vesile ile elde ettiği güç ile iktidarı devirme planları yapması var. Devlette paralel bir bağ ile kadrolaşıp, iktidarı devirme amacı taşıyacak kadar büyük bir operasyonel güce ulaşmışlar.
Ama önceki günkü yazımda da bahsettiğim bir hususu biraz daha irdelemek istiyorum:
Şöyle demiştim “Dinlerarası diyalog ve cemaat” başlıklı yazıda:
“Ama burada asıl altını çizmek istediğimiz konu şu:
Cemaat denilen ‘diyalogcu’ yapılanma, bugün devletin altını oyan bir yasa dışı organizasyon olarak takibata uğruyorsa da daha vahim yönü ‘dinin altını oyan’ bir küresel misyonerlik şebekesinin parçası olduğu gerçeğinin gündeme gelmemesidir.
Ve bu yapının arkasındaki ABD’den Brüksel’e uzanan derin ilişkiler yumağının üzerine ısrarla gidilmemesidir.” (Yeni Mesaj, 31 Mart 2016)
Cemaat, her nasıl devlet içinde örgütlenip paralel bir yapı oluşturmuşsa, aynı mantıkla İslam dinine karşı da örgütlenip din üzerinde de benzer bir paralel yapı oluşturmuştu.
Bugün cemaatin İslam dini üzerindeki paralel yapısını maalesef konuşmuyoruz.
Bu paralel İslam oluşumu, 17 yıl boyunca yaptıkları toplantılarla, düzenledikleri organizasyonla, çıkarttıkları gazete ve dergilerle, Kuran’ın ve Hz. Peygamberin bize bildirdiğinin dışında bambaşka bir İslam’a davet ettiler insanları.
Bu paralel “İslam’da, Hz. Muhammed’e inanmayana da rahmet nazarı ile bakılırdı, Hıristiyan ve Yahudiler de kurtulmuştu, Müslüman kızların Hıristiyanla evlenmesi caizdi ve “bu bir devrimdi!”, Vatikan’ın diyalog misyonuna tabi olmak bir erdemdi, Papa’nın eteğini öpmek çok normal bir şeydi, papazlara iftar duası yaptırmak paralel İslam’ın yeni kaidesi idi, Kuran ayetlerinin Ehli Kitap’la ilgili bölümlerinin bugünle bir alakası yoktu, vs. vs.
Bu gazetede, yıllar boyunca bu konuda yüzlerce yazı, belge, araştırma, uyarı yayınlandı. Arkadaşlarımız, son Türk devleti üzerindeki “paralel İslam organizasyonuna” karşı, İslam’ın özünü bozma operasyonu karşı var güçleri ikaz görevini yaptılar.
Biz bu mücadeleyi yaparken, bu derin misyoner örgüt mensupları devletten “ne istedilerse alıyor” ve çöreklendikleri devlet kadrolarında, kurumlarımıza karşı en aşağılık ve haysiyetsiz “ekonomik, siyasi ve polisiye” güçlerini kullanıyorlardı.
Asıl merak ettiğimiz ve hala cevaplanmayan konu “bu cemaate, İslam’a karşı paralel operasyon yapma” görevi ne zaman, nerede ve hangi güçler tarafından verildi?
Devlete ve siyasi koltuklara karşı yapılan paralel girişimlerin üzerine gidenler, İslam’a karşı yapılan ve birçok gencimizin kilise kapılarında huzur aramasın yol açan bu sürecin arkasındaki karanlık perdeyi de aralamalarıdır.